PROF. DR. CEMAL AVCI

TARİHÎ GÜNDEM

PROF. DR. CEMAL AVCI

TÜRK TARİHİ AÇISINDAN 15 TEMMUZ HAİN DARBE GİRİŞİMİ

TÜRK TARİHİ AÇISINDAN 15 TEMMUZ HAİN DARBE GİRİŞİMİ
13 Temmuz 2020

Değerli okurlar, Türk milleti büyük bir millettir. İskitlerden, Hunlardan beri bilinen tarih devirlerinde kurduğumuz devletler ve dünyanın gıpta ile baktığı uygarlığımız ile her milletin kıskandığı bir tarihe sahibiz. Tarih bir milletin hafızasıdır. 15 Temmuz’da yaşanan hain darbe girişimi ve buna karşı koyan Türk milletinin kahramanlık destanı da bu hafızaya kalıcı bir şekilde kazınmıştır.

Atalarımız, milletimizin yaşayabileceği sorunları önceden görmüşler ve bize mutlu huzurlu bir yaşam için öğütler vermişlerdir. Orhun abidelerinde milletimizin öz değerlerinden uzaklaştığı takdirde çok büyük badirelerle karşılaşacağı ihtar edilmişti. O zaman Çinlilerin hedefi olduğumuz için Çinliler üzerinden verilen bu öğütte şöyle denmektedir. Çin milletinin sözü tatlı, ağısı (işlenmiş kumaşı) yumuşak imiş, tatlı sözü,  hediyesi  ipek  kumaşla,  uzak  halkı  öylece  yaklaştırırmış. Yakına  konduktan sonra  kötü  bilgisini  anda yayar imiş, iyi  bilge kişiyi, iyi alp kişiyi yürütmez imiş. Bir kişi yanılsa, suyuna, halkına, akrabasına kadar yürütmezmiş.  Tatlı sözüne,  yumuşak hediyesine aldanıp,  çok Türk  halkı öldün…  Ötüken yerinde oturup,  kervan, kafile gönderirsen,  hiç sıkıntın yoktur.  Ötüken ormanında oturursan ebedî (bengü)  il tutarak oturacaksın.” Gerçekten de Çinlilerin etkisine girenler, asimile olup tarih sahnesinden silindiler, Atalarının öğüdünü tutup yurduna ve kültürüne sahip çıkanlar ise bu şanlı milletin devamını sağladılar.

Eskiden sömürgeci devletler sömürmek istedikleri yerlere el koymak için ordu gönderirler, savaşırlar ve orayı kendi toprakları yaparlardı. Günümüzde ise amaç toprak elde etmekten çok ekonomik çıkar sağlamak olduğundan; göz diktikleri ülkeleri ele geçirmek için işlerini kolaylaştıran bir takım yardımcı faktörleri yaratıp destekliyorlar.  Girdikleri ülkelerde, maddi ve teknik güçlerinin büyüklüğünü telkin ederek, o toplumlarda bir nevi kadercilik akımı uyandırıyorlar. Bunun yanında kullanabilecekleri etnik ve dini temelli gruplar oluşturup bunları birbirine düşürerek o ülkelerdeki amaçlarını kolaylaştıracak ortamlar yaratıyorlar.

Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiği günümüzde, Irak’ta, Suriye’de ve Libya’da böyle oyunlar oynanmış, bu ülkeler etnik ve dini cephelere bölünerek halk birbirine düşürülmüş, ortaya çıkan kaos ortamında emperyalistler istediklerini almışlar ve almaya devam etmektedirler.

Emperyalistler, sömürülerini kolaylaştırmak için, hedefleri olan yerlerde mahalli olarak değer verilen inançları ve liderleri de kullanmışlardır.  Hatta o liderleri yaratmışlardır.  15 Temmuz’da yaşananlar da bunun bir tezahürüdür. Emperyalistlerin oyuncağı olmuş FETÖ terör örgütü, dinî ve masum bir kisve altında milletimizin manevi duygularını kullanarak yıllarca, adalet, emniyet, eğitim, mülkiye gibi ne kadar devlet kurumu varsa hepsinin içine sızmış paralel bir devlet gibi hareket etmeye başlamıştı.  Onları besleyip büyüten dış güçler zamanı geldiğinde devleti tamamen ele geçirme talimatını da vereceklerdi.

Değerli okurlar, Ortadoğunun yeniden dizaynı önünde en büyük engel Türkiye’dir. 100 yıl önce Osmanlı Devleti’ne karşı oynanan ve Sevr anlaşmasıyla tamamlandığı sanılan ancak Milli Mücadelede Türk milletinin Atatürk’ün liderliğinde şahlanışı ile sonuçsuz bırakılan oyun tekrar gündeme getirilmektedir.  Milletimizi etnik ve manevi yönden bölmek ve bu yöntemle çıkaracakları karışıklıklardan faydalanarak ülkemizi teslim almak amaçlarıdır.

Emperyalistler, Osmanlı devletini bölmek için de aynı planları azınlıklar ve Arap teba üzerinden uyguladılar. Kurtuluş Savaşı'nda para ile isyan çıkartıp Milli Mücadeleyi çökertmeye çalıştılar.  Emperyalistlerin,  Türkiye Cumhuriyeti  tarihinde de boş durmadıkları ve her dış sorunda bizi zayıf düşürmek için içerden karışıklıklar çıkarmaya çalıştıkları görülmektedir. Bunların en belirgini Şeyh Sait İsyanıdır. Türkiye Musul’u almakta kararlı adımlar atıp, sınıra asker yığmaya başlayınca, Türk ordusunun karşısına çıkmaya cesaret edemeyen İngiltere, milletimizi birbirine düşürme planlarını uygulamaya koymuş ve hem dini hem etnik nitelikli bir isyan olan Şeyh Sait isyanının çıkmasını sağlamıştır. Bu isyan sırasında yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ordusu gücünü ülke içinde kullanmak zorunda kalmış, bu arada Musul elden gitmiştir.

Hatay Meselesi sırasında bu sefer Dersim isyanı çıkartılmıştır. Kıbrıs meselesi sırasında Ermeni Sorunu ve ardından PKK terör örgütünün ortaya çıkması da bu şekilde değerlendirilmelidir. Ülkenin önemli dış mücadeleleri olduğu sırada bu isyanların ve örgütlerin çıkması tesadüf değildir.

Fetö terör örgütünün 15 Temmuz hain darbe girişimi emperyalistlerin son oyunlarından biridir. FETÖ diğer terör örgütlerinden farklı değerlendirilmemelidir. Bütün terör örgütleri emperyalistlerin çıkarları doğrultusunda çalışmaktadırlar. Ortadoğu’da büyük oyunların oynandığı, pazarlıkların yapıldığı bu ortamda milli duruş sergileyen ve Türk milletinin çıkarlarını savunan Türkiye’yi,  kendi içinde bir mücadeleye sokmak, başarabilirlerse bir iç savaş çıkarmak istemişlerdir. Bunun için de 40 yıldır besleyip büyüttükleri Fethullahçı Terör Örgütünü kullanmışlardır. Buradaki amaç bir iç savaş çıkması, ülkemizin Irak ve Suriye gibi olması idi.

Türk milleti büyüklüğünü bir kez daha gösterdi. Tarihinden aldığı güçle, bu hain darbe girişimi karşısına dikildi.  Dünyada bir başka millet daha gösteremezsiniz ki tankların önüne atlasın, uçakların bombalarına karşı taş atarak karşı koysun.

Bu gün her şeyi maddi yönüyle değerlendirenler bunu anlayamaz. Tıpkı Çanakkale ve Milli Mücadele ruhunu anlayamadıkları gibi.  15 Temmuzda Milletimiz bütün modern silahlar karşısında elinde ne varsa, kazmasıyla, küreğiyle, dişiyle, tırnağıyla karşı koymuş, dik durmuştur. Şehit olacağını bile bile gözünü bile kırpmadan göğsünü kurşunlara siper etmiştir.  

Çanakkale Savaşı'nda hiç düşünmeden şehit olmaya giden 57. Alay’ın şanlı askerleri gibi, yine Çanakkale’de kaldırdığı 275 kiloluk top mermisiyle İngiliz zırhlısını vurup destan yazan Seyit Onbaşı gibi 15 Temmuzda şehit olacağını bile bile, darbeci generali öldürüp darbecilere engel olan Ömer Halisdemir ve diğer şehitlerimiz de Türk tarihinin sanlı sayfalarında yerlerini almışlardır.  Yüzlerce şehidimizi ve binlerce yaralanmış gazimizi buradan minnetle anıyorum. Onların sayesinde bu gün geleceğe güvenle bakabiliyoruz.

15 Temmuz’da milletimizin şanlı direnişi ülkemizin, devletimizin bekası için son derecede önemli katkı yapmış tarihimize altın harflerle kazınmıştır. İçerde ve dışarda tüm düşmanlarımıza Türk milletinin büyüklüğünü ve birlik beraberlik içinde olduğumuzda neler yapabileceğimizi göstermiş onlara büyük korku salmıştır.

Bu gün bizlere çok büyük bir görev düşmektedir. Görevimiz birlik ve beraberliğimizi bozmamaktır. Siyasi çıkarlar uğruna insanlarımızı o cepheden bu cepheden diye bölmemektir. Bu konuda en büyük sorumluluk siyasetçilere ve basın yayın organlarına düşmektedir. Ayrıştırıcı değil birleştirici bir dil kullanmak hepimizin görevi olmalıdır. Bu toprakları bize emanet eden atalarımıza ve 15 Temmuz şehitlerimize layık olmak istiyorsak, emperyalistlerin ülkemizi içeriden karıştırmak amacıyla yaptıkları planlara birlik ve beraberlik içinde karşı koymalıyız.

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

PROF. DR. CEMAL AVCI yazıları

Yazarlar

Son yorumlar

Bu hafta en çok okunanlar

Video Haberler

BOLU’DA KORONA ŞÜPHELİSİ HASTA BÖYLE GÖRÜNTÜLENDİBELKİ DE OSCAR KIBRISCIK’A GELİR…NEFES KESEN BERBER OPERASYONUBAROLAR ANKARA’YA YÜRÜYOR