PROF. DR. CEMAL AVCI

TARİHÎ GÜNDEM

PROF. DR. CEMAL AVCI

TARİHİMİZLE KAVGA ETMEK

TARİHİMİZLE KAVGA ETMEK
5 Ağustos 2020

Sevgili Okurlar;

Osmanlı Devleti’nin yıkılışında etken olan faktörlerden biri de toplumda var olan bölünme idi. Bir tarafta “mektepli / medreseli” gençler kavga içinde, diğer tarafta “alaylı / mektepli” subaylar birbirlerine selam vermez olmuş, okulların bir kısmı Maarif Bakanlığı’na bir kısmı Evkaf’a bağlı ve bir diğerini düşman belleyen nesiller yetiştiriyorlar, bunun yanında siyasi partiler iktidar olabilmek için her yolu deniyor ve hatta ülkeyi bölmeye çalışanlarla iş birliğinden bile kaçınmıyorlar. Ülkede etnik ve dini bir kavga da sürüp gitmekte. Bir yanda da her türlü yeniliği kendi çıkarlarına ters bulan ulema, cemaatler ve ordunun birlikte ya da tek tek ayaklanmaları… Düşünebiliyor musunuz kendi ordusunu topa tutarak ortadan kaldırmak zorunda kalan ve buna “Hayırlı Olay” (Vaka-i Hayriye) diyen bir başka ülke var mıdır acaba?

Yazımıza Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yıkılışına neden olan etkenlerden toplumsal ayrışma ve kavga ile başlamamızın sebebi son zamanlardaki gelişmelerdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet varlığını sürdürmesi hepimizin arzusudur. Bu arzumuzun gerçek olabilmesi için Osmanlı Devleti’ni geriletip yıkılmasına neden olan hastalıklardan sakınmamız gerekir. Makam, mevki, zenginlik kaygısıyla toplumun bölünmesine bilerek ya da bilmeyerek katkıda bulunanlar bunun vebalinin altından kalkamazlar.

Son zamanlarda Osmanlı hayranlığı ve Atatürk üzerinden Cumhuriyet aleyhtarlığı gelişmeye başladı. Fatih’i mi seviyorsun Atatürk’ü mü? Gibi ortak tarihimizin bir dönemini diğerine rakip göstermeye çalışan yanlış bir yola girilmek üzeredir. Daha önceki yazılarımızda da bahsetmiştik, tarih milleti bir arada tutmak için çok önemli bir araçtır. Ancak yanlış kullanılırsa milleti birbirine düşman da edebilir. Bir kere Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar Osmanlı Devleti’ni yıkıp yerine yeni bir devlet kurmadılar. Yıkılmış bir devletin enkazı üzerine devlet kurdular. O nedenle Türkiye’nin Osmanlı ile bir derdi olamaz. Osmanlı Devleti’ni sevmek için de Türkiye Cumhuriyeti’ni sevmemek ya da az sevmek gerekmez.

Ne oldu? Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar Osmanlı Devleti’nin yıkılışının sebeplerini bildiklerinden; yeni devletin aynı tehlikelerle karşılaşmaması için gerekli tedbirleri aldılar. Bugün Atatürk aleyhine propagandaların yapıldığı merkezlere bakıldığında, milletin gelişmesi için yapılanları kendi çıkarlarına engel gören ve Osmanlı Devleti’ni yıkan zihniyeti temsil eden çevreler olduğunu gözlemlemekteyiz. Eleştiriler maneviyat üzerinden yapılmakta, Müslüman Türk milletinin dini duyguları istismar edilmektedir.  Bunun örneğini Kurtuluş Savaşı’nda da yapmışlardı. Mustafa Kemal’in ordusunda ölürsen cehennemlik olursun çünkü Bolşevik’tir, Yunan ordusu ise Halife’nin ordusudur. Yunan ordusuna katılır da ölürsen Şehit olursun diye fetva yayınlayıp uçaklardan cephedeki askerlerimizin üzerine atmışlardı. Bugün de keşke Yunan kazansaydı diyenler çıkmaktadır.

Fatih Sultan Mehmet Türk milletinin yetiştirdiği en önemli şahsiyetlerden, İstanbul’u fethederek Türk ve İslam tarihinde eşsiz yerini almış, peygamberimizin müjdesine mazhar olmuş büyük Padişah. Ancak; Fatih’in, Yavuz Sultan Selim’in, Kanuni’nin gurur duyduğumuz Osmanlı Devleti yıkılmış, başkenti İstanbul işgal edilmiş, burada Bizans’ın yeniden ihyası planlanmakta iken Atatürk başkomutan olarak milletinin başına geçmiş ve İstanbul da dahil Türkiye’yi, Türk milletini kurtarmıştır. Şöyle bir bakacak olursanız, Fatih İstanbul’u almasaydı Atatürk’ün işgalden kurtaracağı bir İstanbul olmayacaktı. Atatürk olmasaydı da Fatih’in İstanbul’u almasının bizler için önemi kalmayacaktı. Bugün ibadete açacak bir Ayasofya Camii’miz de olmayacaktı. Ayasofya’nın Türk milletinin elinde kalmasını sağlayan Atatürk’e karşı olumsuz ifadeler kullanılacağına minnet duyguları ifade edilmelidir. Tarihimizi kavga ettirmeye çalışmak ancak Türk milletini birbirine düşürmek isteyen bölücülerin işidir. Onların peşinden gitmeyelim.

Sevgili okuyucular, Lozan konusunda da ileri geri konuşulmakta. Şunu bilmeliyiz ki; Lozan Anlaşması yapılmadan önce Osmanlı Devleti fiilen yıkılmış durumdaydı. İngiliz subaylarının her dediğini kabul etmek zorunda olan Osmanlı yöneticileri Mondros ve Sevr’i imzalayarak devleti bitirmişlerdi. Esareti kabul edemeyen Türk milleti yeni bir devlet kurmak için Atatürk’ün önderliğinde savaşı göze almış vatanını kurtarmıştır. Lozan’da adaları almadık, Musul’u almadık, Lozan başarı değil hatta hezimettir diye ortaya çıkan çok insan var. Bu insanların biraz düşünmesi gerekiyor. Biz ne şartlarla imzaladık Lozan anlaşmasını? Atacak mermi kalmış mıydı? Yaklaşık 250 yıldır Avrupa karşısında sürekli gerileyen Türkler, Sakarya Savaşı’nda düşman ilerleyişini durdurmayı başarmışlardı. Fakat karşı taarruz için neden bir yıl beklendi? Çünkü gücümüz yoktu. Silah, cephane ve ordunun diğer ihtiyaçları karşılanmadan saldırı intihar olurdu. Gerek yurt dışından gerekse tekalif-i milliye emirleri ile milletimizden temin edilen malzemelerle bir yıl sonra saldırıya geçebildik. Elimizdeki imkanları sonuna kadar kullanarak vatanımızı kurtardık. Lozan Anlaşması’nı bu şartlarda ve yapılabilecek en iyi şekilde yaptık.

Adalar o sırada İtalyanlardaydı. Trablusgarp Savaşı’nda işgal etmişler, Balkan Savaşı başlayınca siz gitmeyin kalın yoksa Yunan işgal eder demişiz. Savaş bitince de onlar gitmemiş ve Büyük devletler Ege adalarını İtalyanlara vermiş. Osmanlı Devleti ise bu durumu protesto etmekten başka bir şey yapamamış. Yunanlılar buraları İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İtalyanlardan aldılar.

Musul’a gelince, Lozan’da halledilemeyen konulardan biri olan Musul, Türkiye ile İngiltere arasındaki görüşmelere bırakılmış, Türkiye biraz toparlanıp Musul’a ordu gönderme faaliyetine girişince, bugün bazı kesimler tarafından Atatürk döneminde idam edildi diye bir din alimi olarak gösterilmeye çalışılan aslında bir vatan haini olan Şeyh Sait, İngilizlerin desteği ile ayaklanmış ve Türkiye gücünü iç çatışmalarda harcayarak tüketmiş, Musul elden gitmiştir.

Bütün zorluklara karşın Lozan’da büyük başarı kazanılmıştır. Tek mesele toprak değildir. Toprağın efendisi olmak önemlidir. Lozan’da kapitülasyonlar kaldırılmış, tam bağımsız Türkiye kurulmuştur. Vatan sömürge olmaktan kurtarılmıştır. Bu cennet vatanın üzerinde milletimizin huzur içinde yaşayabileceği bir ortam yaratılmıştır.

Bu vatanı korumak, bağımsız huzurlu, mutlu müreffeh bir hayat sürmek, gelecek nesillere güzel miras bırakmak bizim elimizde. Bunun bilincinde olmak dileğiyle geçmiş Kurban Bayramı’nızı kutluyorum.

DEDE KORKUT DİLİYLE...

Sırtını dayadığın kara dağların yıkılmasın

Gölgesine oturduğun koca ağaçların kesilmesin

Gümrah akan ırmaklarının suyu kurumasın

Kolun kanadın kırılmasın

Yüce Mevla seni namerde muhtaç etmesin

Koşarken ak boz atın sürçmesin

Çaldığında kara polat öz kılıcın kertilmesin

Dürtüşürken ala kargın ufalanmasın

Ak sakallı babanın yeri cennet olsun

Ak saçlı ananın yeri uçmak olsun

Allah'ın verdiği umudun kırılmasın

Birliğiniz, dirliğiniz bozulmasın

Dualarınız kabul, ibadetleriniz makbul olsun

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN.

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

PROF. DR. CEMAL AVCI yazıları

Yazarlar

Son yorumlar

Bu hafta en çok okunanlar

2020 © İnterbolu TV
© 2020 Tüm hakkı interbolutv.com sitesine aittir. İçerik ve görseller "Telif Hakları Kanunu" ile korunmaktadır. Köşe yazılarından yazarlar sorumludur. İçerik, resim ve medya kaynak göstermeden kullanılamaz. interbolutv.com sitesi Anadolu Ajansı abonesidir.