28 Kasım 2020 TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 171.113
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 29.845
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 177
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 3.845
Yazarlar

12 Kasım’ın unutturdukları

12.11.1999… Daha 17 Ağustos 1999 Büyük Marmara Depremi’nin yaraları sarılmamışken birkaç ay sonra yaşanan Merkez Üssü Düzce olan ikinci felaket… Bolu. 13Kasım sabahı. Şehri dolaşıyoruz. Yıldız Blokları olarak bilinen Karamanlı..

12 Kasım’ın unutturdukları
mntyapi banner

12.11.1999…

Daha 17 Ağustos 1999 Büyük Marmara Depremi’nin yaraları sarılmamışken birkaç ay sonra yaşanan Merkez Üssü Düzce olan ikinci felaket…

Bolu. 13Kasım sabahı.

Şehri dolaşıyoruz.

Yıldız Blokları olarak bilinen Karamanlı Mahallemizin en eski sitesi yıkılmış. Yeşil Camii yakınındaki bir iki bina yine benzer şekilde yıkık.

Aynı cadde üzerinde Doğu’ya doğru ilerlediğimizde “Nilay Kuş Evi” adlı işyeri ile özdeşleşmiş hemen DSİ Müdürlüğü yanındaki bina yıkılmış.

Sanayi Kavşağı’ndan şehre girişte sağ tarafta yer alan yine beş katlı bina yıkık.

Şehir tam bir kaos.

Yakınlarını, sevdiklerini kaybedenlerin acısı… Devam eden artçı şoklarla yaşanılan korkunun sürekli bizleri yoklaması…

Malımız düşman olmuş bize.

Yaşadığımız, yuvam dediğimiz, evim dediğimiz yapılar canımıza kastetmiş.

Şehirde yaşayanların çoğu şehri terk etmiş.

Hele akşam olup hava kararınca şehrin terk edilmişliği ve sokak lambaları dışında tek bir yanan ışığın olmaması.

Önce çadırkentler ve ardından prefabrik 30-40 metrekarelik alanlarda geçen yıllar…

Hasar tespitleri ve sonrasında ağır hasarlı binaların tek tek yıkılması!

Şehirde kalan ve sokakta karşılaştığınız her insan inanılmaz mutsuz ve umutsuz.

Tek bir soru var kafalarda:

“Bundan sonra ne olacak?”

Resmi kurumlar da hasarlı…

Belediye önü belediye çadırı…

Valilik, Sağlık Meslek Lisesi bahçesinde çadır…

Adliye binası bahçesinde konteynırlar mahkeme salonu.

Yardım beklediğiniz her yer, her kişi yardıma muhtaç!

Şehrin kodamanlarına oteller tahsis edilmiş. Konaklama bedellerini devlet karşılıyor. Zaten çoğu şehri çoktan terk etmiş.

Düzce’de yıkılan binaların müteahhitleri, proje müellifleri ve fenni sorumluları tutuklanmaya başlayınca Bolu’da yıkılan binaların proje müellifleri, fenni sorumluları ve müteahhitleri sırra kadem basmış.

Mahkemelere tespit için başvurular var, ancak tespitlere gidecek mühendis yok.

Resmi kurumlarda çalışanlar hasar tespitlerinde görevli.

Tüm bunlar yaşanırken bu şehirde inşaat mühendisi olarak hizmet veriyorum ancak deprem ile birlikte işsizim.

Bir avukat arkadaşım telefon ile arıyor.

“Neredesin?”

Adliyeye çağırıyor bilirkişi olmam için.

İlk defa bilirkişi olup hasar tespitine gidiyorum.

Hakim bey bırakmıyor.

Birçok tespit başvurusu var ancak bu tespitleri yapacak bilirkişi yok.

Nöbetçi bilirkişi oluyorum. Sabah 9.00 akşam 17.00.Sürekli hakim bey, mübaşir, katip ve ben tespit yapmak üzere hasar görmüş binaları gezip notlar alıyoruz. Sonra ben ivedilikle bilirkişi raporlarımı hazırlıyor ve mahkeme başkanlığına sunuyorum.

Tam iki koca yıl bilirkişilik yaptım Bolu Adliyesi’nde.

En çok sigorta şirketlerinin sorumluluklarını yerine getirmemesi üzerine konularda.

Binaları yıkılan kişilere devlet konut yaptı ve bu gün halen isimleri farklı da olsa “Kalıcı Konutlar” olarak anılan mahalle oluştu.12 Kasım’ı unutmayalım diye bu bölgeye bir de Deprem Anıtı ve Deprem Müzesi kuruldu.

Gariptir ki, müze yalıtım problemleri yüzünden doğru dürüst hiç açılamadı!

İşte her 12 Kasım’da özetle bu ve benzeri anılar canlanır bendenizde…

Bir de aynı nakaratı dinliyorum geçen her 12 Kasım’da.

“Depremi unutmayacağız! Unutturmayacağız!”

Ardından özellikle sosyal medya üzerinden dua ediyoruz Yaradan’a!

“İnşallah bir daha böyle felaket yaşamayız!” diye.

Ancak maalesef yaşayacağız!

Aradan geçen bunca yıla rağmen gerçekleri ortaya koymadığımız sürece sadece biz değil, deprem bölgelerinde yaşayan ve yaşamaya devam edecek olan herkes konuyu bilenler tarafından salt gerçekler net bir biçimde ortaya konulmadığı sürece aynı felaketleri tekrar tekrar yaşayacağız…

Özellikle 1998 öncesinde inşa edilmiş yapıları kullanan herkes yapıları hakkında net bir bilgiye sahip olmadığı sürece risk altında.

Bakınız deprem sonrasında Bolu Belediyesi Boğaziçi Üniversitesi ile ortak bir çalışma yürüttü. Belediye arşivinde bulunan projeler yerelde hizmet veren inşaat mühendisleri tarafından bilgisayar ortamında tekrar modellendi. Bu veriler Boğaziçi Üniversitesi’ne gönderildi. Bu veriler ışığında bu projelere göre yapılmış binalar çok ayrıntılı bir araştırmaya gerek duyulmadan performans analizine tabi tutuldu ve sonuçları Bolu Belediyesine verildi.

Orada da öylece kaldı!

Bolu’da yaşayan hemşerilerimize tavsiyem şudur:

Sevdiklerinizle yaşadığınız ve her gün kullandığınız binaların “performans“ analizlerini yaptırın. Yapınızın, olası bir büyük depreme ne kadar hazırlıklı olduğunu öğrenin. Sonrasında da sonuçlara göre tedbirinizi alın!

Şimdi bunu söyledim ve yazdım!

Bunu okuyan birçok kişi bu tavsiyemi ciddiye almayacak!

Ciddiye alanlar bahsettiğim işleri yaptıramayacak!

Ciddiye alıp performans analizlerini yaptırsa sonuçlarını kabullenmeyecek!

Ciddiye alıp performans analizlerini yaptırıp sonuçlarını görseler de ne binalarını güçlendirecek, ne de yıkılması ve yeniden yapılması için bir arpa boyu ilerleme kaydedebilecek!

Nereden mi biliyorum?

Son yaşanan İzmir depreminde yıkılan binaların çoğunda bu felaketi yaşayanlar bu bahsettiğim işlemleri yapan kişilerdi!

akpilicreklam

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

karsupetrol

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL