Atatürk ve Bolu

Atatürk ve Bolu
17 Temmuz 2021

Değerli okurlar, 17 Temmuz 1934’te Atatürk’ün Bolu’ya gelişinin yıldönümü dolayısıyla düşüncelerimi sizlerle paylaşıyorum. 

Okullarda “İnkılap Tarihi” derslerinde Bolu’nun adı isyanlarla birlikte anılır. Evet, Bolu ve Düzce isyanları sıkıntılı günler yaşanmasına neden olmuştur. Fakat Bolu’nun güzel insanları İngilizlerin ve onların güdümünde olan İstanbul hükümetinin telkinleri ve kurdukları Kuvayı İnzibatiye /Anzavur güçleri tarafından zorlansalar da Milli Mücadele’ye önemli katkılar yapmışlardır.

Örneğin Mehmet Şükrü (Gülez), Ali Sâib (Engin) ve Dr. Şerafettin Abdurrahman Beylerle birlikte çıkardığı Dertli Gazetesiyle Milli Mücadele’ye destek olmuş, İstanbul’dan Ankara’ya gizlice geçenleri İsmet (İnönü) dahil konağında misafir ederek onların Ankara’ya güvenle geçmelerini sağlamıştır. Fuat (Umay) Bey’le Bolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurmuşlardır. Mehmet Şükrü (Gülez) Bey Milli Mücadeleyi anlatmak için kurulan Heyet-i Nasiha’da, Hüsrev (Gerede), Osman Nuri (Özgen), Fuat (Umay) beylerle birlikte yer almış ve İsyancılara yakalanarak uzun zaman esir hayatı yaşamak zorunda kalmıştır. Kurtulduktan sonra TBMM’de uzun süre görev yapmıştır. 

Burada Bolu’nun Millî Mücadele’ye yaptığı hizmetleri tek tek anlatmam mümkün değil ancak şunun bilinmesini isterim ki; Bolu denince akla sadece isyanlar gelmemeli. Atatürk için de Bolu’nun kıymetli bir yeri vardır.

Atatürk’ün Bolu Gezisi;

O dönemlerde bir yerden bir yere karayoluyla gitmek zordu. Atatürk’te bir mecburiyet olmazsa gezilerini tren ya da gemi ile gerçekleştiriyordu.  Bu nedenle 1934’e kadar Bolu’ya gelememişti. 1934 Temmuz’unda Boluluların davetlerini geri çevirmek istemeyen Atatürk Bolu seyahatine çıkma kararı aldı. Önce yaverini göndererek müjdeyi verdi.

Bu haber üzerine Bolu’da bir heyecan başladı. Karşılama komiteleri kuruldu. Halk Fırkası Binasının yoluna halılar sermeye karar verildi. Ancak, hazırlıkları yerinde görmek için 15 Temmuz'da Bolu'ya gelen yaver Cevat Abbas Bey O'nun böyle gösterişlere kızdığını;

-"Ben saltanat heveslisi değilim. Halktan biriyim. Cumhuriyet adamı olarak karşılanmak isterim" dediğini nakledince bundan vazgeçildi.

16 Temmuz 1934'de Ankara'dan yola çıkarak Kızılcahamam'a gelen Atatürk geceyi çadırda geçirdi. 17 Temmuz günü öğle saatlerinde Gerede'ye ulaşıldı. Öğle yemeğini müteakip Bolu'ya hareket etti. Akşam saat 17.00'de Boluluların büyük sevgi gösterileri arasında Bolu'ya ulaştı. 

Halk Fırkası binası önünde sevgi gösterilerinde bulunan halkı selamlarken gençlerin çoğunlukta olması Atatürk’ün dikkatini çekmiş ve "İşte Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği bunlardır. Bu gençlere değer vermeli ve en iyi biçimde yetişmeleri sağlanmalıdır. Çünkü, Cumhuriyet bunların omuzlarında yükselecektir" demiştir.

Fırka binasından bakarken doğal güzelliklerden de etkilenen Atatürk’ün "Bolu'yu Ankara'dan önce görmeliydim" demesi daha sonra Bolulular tarafından acaba “Bolu'yu başkent yapmadığı için mi üzüldü” şeklinde yorumlanmıştır.

Fırka binasında şehrin sorunları hakkında bilgi alan Atatürk’ün dikkatini Akşam yemeği sofrasında dil ve tarih üzerine geçen sohbette güzel konuşmalar yapan Behire Hanım çekmişti. Atatürk resim öğretmeni olan Behire Hanım’a:

-"Senin adın bundan sonra Bediz (Türk tarihinde nakış, bezeme anlamına gelir) olsun. Seninle Türk kadınının temsilcisi olarak Mecliste çalışmak isterim" dedi. Behire Hanım (Behire Bediz Morova) ilk seçimde Konya Milletvekili oldu. 

17 Temmuz gecesi Halkevinde kalan Atatürk 18 Temmuz’da önemli bir dış sorunla karşılaştı. Bu nedenle belki de daha fazla kalacağı Bolu’dan ayrılmak zorunda kaldı. Düzce üzerinden İstanbul’a doğru hareket etti. 

Atatürk’ün Milli itibara verdiği değeri göstermesi bakımından bu olayı anlatmadan geçemeyeceğim. 14 Temmuz’da başlayan fakat İngilizlerin olayı büyütmeleri üzerine Atatürk’ün Bolu gezisini kısa kesmek zorunda kaldığı Balıkesirli Er Musa olayı  ya da Kanapiçe olayı denen bu hadise şöyle gelişmişti.

14 Temmuz 1934 günü Sisam adasında demirli bulunan İngiliz savaş gemisinden ayrılan yelkenli bir kayıktaki İngiliz askerleri çıplak bir halde Kuşadası’nın Dipburnu mevkiinde karaya çıkmaya çalışmışlar. Bunu gören sahil muhafızları -ki içlerinden biri de Balıkesirli Er Musa’dır- dur ihtarı yapmışlar, havaya ateş açmışlar fakat gelenler teslim olmayınca vatanın sınırlarını korumak için gerekeni yapmışlar ve ateş etmişler. Vurulan üç İngiliz askerinin cesedi orada kalmış, diğerinin cesedi kaybolmuştu. Yelkenli kayık durmadan kaçmıştı. Bu olay üzerine görüşmelere gelen İngiliz temsilcisinin üç isteğinden biri “subaylarını öldürdüğünü tespit ettikleri Balıkesirli er Musa, derhal yerinden alınarak cezalandırılacak ve verilecek ceza kendilerine bildirilecektir” şeklindeydi. 

Atatürk’ün cevabı ise “Kanuni vazifesini yaptığı anlaşılan Türk eri Balıkesirli Musa, yerinden alınamaz ve cezalandırılamaz. Gerekirse Musa için Britanya İmparatorluğu ile hali mahasama (savaş) göze alınır... Ege Bölgesi'nde kısmi seferberlik emrini veriyorum."  Hemen seferberlik hazırlıklarına girişildi. Balıkesirli Er Musa için bütün Türkler bir kere daha ve yeni baştan dövüşeceklerdi. Bu, haysiyetli bir lider ve haysiyetli bir millet için kaçınılmaz bir durumdu.

Bolu halkının kendine gösterdiği yakınlık ve sevgiden mütehassıs olan Büyük önder Atatürk, Bolu Halkevi’nin hatıra defterine şöyle yazacaktır:

“Bolu Halkevinde bir gece kaldım. Bolu'nun güzelliğinden, Halk'ın çoşkun sevinçlerinden çok mütehassis oldum." Gazi M. Kemal

        Büyük Önderimiz Atatürk’ü her gün olduğu gibi, Bolu’yu şereflendirdiği bugün de sevgi, saygı, özlem ve rahmetle bir kez daha anıyoruz.

Yorum yazın

Yorum yazarak, yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan gazetemiz ve sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.