29 Kasım 2020 TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 168.212
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 29.281
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 185
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 4.015
Yazarlar

Azerbaycan Ermenistan Mücadelesinin İç Yüzü!

Değerli okuyucularım, bu yazımızda Azerbaycan tarihini kısaca özetleyerek günümüzdeki sorunların nedenlerini kaleme almaya çalıştım.  Çok uzun bir konuyu sizleri sıkmadan ana hatları ile paylaşıyorum. Azerbaycanlı kardeşlerimizin yaşadıkları zorlukların üstesinden gelmeleri..

Azerbaycan Ermenistan Mücadelesinin İç Yüzü!
mntyapi banner

Değerli okuyucularım, bu yazımızda Azerbaycan tarihini kısaca özetleyerek günümüzdeki sorunların nedenlerini kaleme almaya çalıştım.  Çok uzun bir konuyu sizleri sıkmadan ana hatları ile paylaşıyorum. Azerbaycanlı kardeşlerimizin yaşadıkları zorlukların üstesinden gelmeleri sadece onlar için değil bizler için de zafer olacaktır. Çünkü onlara saldıranların hedefinde Azerbaycan’ın yanında Türkiye Cumhuriyeti de vardır.

KADİM TÜRK YURDU AZERBAYCAN

Türklerin Azerbaycan’a yerleşmeleri MÖ VI. Yüzyılda İskitler (Sakalar) zamanında gerçekleşen büyük göçlerle başladığı bilinmektedir. Batı Hunları ve Göktürkler döneminde de devam eden Azerbaycan’a göçler bu bölgelerin Türkleşmesini sağlamıştır. Abbasiler döneminde Türk emirler tarafından yönetilmeye başlanan Azerbaycan’a XI. yüzyıldan itibaren Selçuklularla birlikte Oğuz boyları yerleşmeye başlamıştır.  Selçuklu Sultanları Çağrı Bey, Alparslan ve Melikşah’ın gayretleri ile Türkleşmesi tamamlanan Azerbaycan, Anadolu’ya yapılan akınlar için bir üs olarak kullanılmıştır. Ardından İlhanlılar, Karakoyunlular, Safeviler, tarafından idare edilen Azerbaycan Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından Osmanlı Devleti topraklarına katılmış fakat buradaki Osmanlı hâkimiyeti Safevilerle savaşlar ve Rusların güçlenerek güneye inmeye başlamaları nedeniyle sürekli olamamıştır.

XVII. yüzyılda hem Osmanlı Devleti’nin zayıflaması hem de Safevilerin etkinliklerini yitirmeleri sonucu bölge küçük hanlıklar tarafından yönetilmeye başlandı. XVIII.yüzyılın başlarından itibaren bölgeye saldırmaya başlayan Ruslar İran’ı da yendiler. 1828 tarihli Türkmençay anlaşması ile Kuzey Azerbaycan Ruslara, Güney Azerbaycan İran’a bırakıldı. Ruslar bu anlaşmayı 1829’da Edirne Anlaşmasıyla Osmanlı Devleti’ne de kabul ettirdiler. Bu günkü bağımsız Azerbaycan Devleti Kuzey Azerbaycan üzerinde kurulmuştur.

BİR KERE YÜKSELEN BAYRAK, BİR DAHA İNMEZ!

Çarlık Rusya’sı idaresindeki Azerbaycan Türkleri milli kimliklerini korumak amacıyla büyük zorluklara göğüs germişlerdir. Birçok aydın Osmanlı Devleti’ne sığınmak zorunda kalmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Bolşevik Devrimi ile Çarlık yıkıldığında, iç karışıklıklarla uğraşan Rusların Kafkaslardaki baskısı azalmış bu ortamdan istifade eden Azerbaycan Türkleri 1918’de bağımsız devletlerini kurmuşlardır. Mehmet Emin Resulzade’nin Azerbaycan parlamentosundaki “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez!” sözü Azerbaycan Türklerinin sloganı haline gelmiştir.  Ancak Kafkaslardaki petrol ve diğer zenginliklerden vazgeçmek istemeyen Ruslardan cesaret alan Ermeniler Azerbaycan’a saldırmışlar, Türklere karşı soykırım hareketine girişmişlerdir. Azerbaycan Osmanlı Devlet’inden yardım istemiştir. Osmanlı bir ölüm kalım mücadelesi verdiği halde, Azerbaycan’ın yardım isteğini kabul etmiş ve Nuri Paşa kumandasındaki kuvvetlerle Bakü’ye kadar ilerleyerek Ermeni vahşetini durdurup, Azerbaycan Türklerini soykırımdan kurtarmıştır. Ancak Birinci Dünya Savaşı’ndan mağlup çıkan Osmanlı Devleti Mondros Ateşkes Anlaşması gereğince buralardan çekilmek zorunda kalmıştır. Kurtuluş Savaşı’nı gerçekleştirdiğimiz yıllarda Ermeniler yeniden katliamlara girişmişler bu kez Kazım Karabekir komutasındaki TBMM ordusu Ermenileri yenerek Türk topraklarına saldırmanın cezasını vermiştir. Bu arada gücünü toplayan Rus Kızıl Ordu’su Kafkaslar üzerine harekete girişmiş ve Azerbaycan’ı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğine dâhil etmiştir. Kurtuluş Savaşı sırasında ordumuzun gücü ve Atatürk’ün yürüttüğü dış politika ile önce Gümrü sonra Kars Anlaşması yapılmış, Ermeniler durumu kabullenmek zorunda bırakılmış, Nahcivan da Türk toprağı olarak Azerbaycan’da kalmıştır.

ATATÜRK VE TÜRK DÜNYASI

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk, Türk dünyası ile ilişkilere büyük önem veriyordu. Zamanın şartlarında Sovyetler Birliği ile yakın ilişkiler kurmak mecburiyeti vardı. Ancak ileri görüşlü ve gelecek için hazırlık yapılmasını bilen bir lider olarak 1933 yılında şu ifadeleri kullanmıştı. “Bugün, Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır; fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez; tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir; bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman, Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim, bu dostumuzun idaresinde, dili bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir; hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır; manevî köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların, yani dış Türklerin bize yaklaşmasını bekleyemeyiz, bizim onlara yaklaşmamız gerekli.”

Atatürk döneminde Türk dünyasıyla ilişkilerin güçlendirilmesi için gizli yollardan öğretmenler gönderilmişti. Harf İnkılabının amaçlarından biri de, Latin alfabesine geçen Azerbaycan başta olmak üzere dış Türklerle kültür köprülerinin sağlamlaştırılmasıydı.  Ancak bu yakınlaşmayı engellemek isteyen Ruslar, İkinci Dünya Savaşı sırasında Türk devletlerine Kiril alfabesini dayatmışlar, Rusçayı egemen dil yapmışlar,  aralarında kültür birliğinin engellenmesi ve Türkiye ile bağların koparılması için gayret etmişlerdir. Atatürk’ün vefatından sonra dış Türklerle ilgili devlet politikalarının da sekteye uğradığını görmekteyiz.

SOVYET İDARESİNDEN BAĞIMSIZLIĞA DOĞRU AZERBAYCAN

Sovyetler Birliği içinde Rus idaresinde yaşayan Türkler, Özellikle Stalin döneminde büyük sıkıntı yaşadılar. Böl parçala yönet anlayışı ve Ruslaştırılma faaliyetleri ile karşı karşıya kaldılar. 1985 yılına gelindiğinde Ruslar, ABD ile giriştiği liderlik mücadelesinde özellikle askeri harcamalar nedeniyle ekonomik ve siyasi olarak zor duruma düşünce iktidara gelen Gorbaçov’un Açıklık (Glasnost) ve Yeniden Yapılanma (Perestroyka)  politikaları Rus egemenliğinde yaşayan diğer devletler gibi Azerbaycan için de bağımsızlık ümidi doğurmuştur.

Ebulfeyz Elçibey liderliğinde Halk Cephesi’ni kuran Azerbaycan Türklerinin bağımsızlık istekleri karşısında Ruslar, önce Ermenistan’ı Azerbaycan üzerine saldırttılar ardından da Kızılordu Bakü’ye girdi. Bu baskılar karşısında yılmayan Azerbaycan 1991’de bağımsızlığını ilan etti.  Ancak Azerbaycan’da birlik ve beraberlik sağlanamadı. Ülkede çıkan iç isyan hareketleri karşısında tutunamayan ilk Cumhurbaşkanı Muttalibov Moskova’ya kaçmak zorunda kaldı. Yerine Halk Cephesi lideri Elçibey seçildi. Elçibey döneminde Türkiye ile Azerbaycan arasındaki köprüler daha da sağlamlaştı. “Tek millet iki devlet” söylemi daha sık kullanılır oldu. Hatta Azerbaycan’la Türkiye’nin birleşeceği konuşulmaya başlandı. Fakat Rusların da etkisiyle Azerbaycan’da birlik sağlanamadı. 1992’de cumhurbaşkanı seçilen Elçibey bir yıl sonra 1993’te görevinden çekilmek zorunda kaldı. Yerine bu günkü Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in babası Haydar Aliyev geldi. Onun döneminde istikrar sağlandı ve günümüze gelindiğinde milli sorunlar karşısında birlik ve beraberlikle hareket eden bir Azerbaycan halkı ortaya çıktı.

Azerbaycan’ın karışık ortamından faydalanmak isteyen Dağlık Karabağ Ermenileri 1988’de isyan çıkarttılar. Bu isyana Rus destekli Ermenistan da karışınca Ermenistan- Azerbaycan savaşı çıktı. Dağlık Karabağ’daki Türklere karşı Hocalı katliamı da dâhil soykırım hareketine giriştiler bir milyondan fazla Türk vahşice katledildi ya da yurtlarını bırakıp kaçmak zorunda kaldılar. 1991’den bu yana Ermeni işgalinde bulunan Dağlık Karabağ’ın tekrar Azerbaycan idaresine geçmesi Azerbaycan Türklerinin yanında bütün Türk dünyası için de bir onur meselesi olmalıdır.

DAĞLIK KARABAĞ SORUNU RUSYA VE BATI DÜNYASI

Dağlık Karabağ sorunu Rusların SSCB içindeki milletleri kendilerine bağlamak için uyguladığı politikaların bir sonucudur. Ruslar idarelerindeki bölgelerde yaşayan topluluklar arasında sorun çıkartacak yapılanmalar oluşturup bu sorunların çatışmasız aşılmasında kendilerine muhtaç olunmasını istemişlerdir. Bunun yanında bir bölgedeki halk kendilerine başkaldırırsa onlarla sorunu olan diğer topluluğu kışkırtıp başkaldıranların yeniden kendisine muhtaç olmalarını amaçlamışlardır. Bu “böl parçala birbirine düşman et ve yönet” politikasının bir örneğini de Azerbaycan içinde Karabağ’ı özerk bölge tanıyarak uygulamışladır.

Kafkaslardaki doğal zenginliklerden vazgeçmek istemeyen Ruslar, bu sorunun çözümünü değil, sürekli olmasını isterler. Çünkü istedikleri zaman bir çatışma çıkmasını sağlayacak böylece her iki devletin de Rusya’nın desteğini arayacakları bir ortam doğacak ve Ruslar çıkarlarını koruyacaklardır.

ABD ve Batılı ülkelere gelince, özellikle ABD ve Fransa’da çok etkili olan Ermeni diasporası aynı zamanda tüm batılı ülkelerde faaliyet göstermektedir. Bunlar siyasi şantajlar, para ile satın almalar yanında bu ülkelerdeki dini duyguları da istismar ederek siyasileri ve batı kamuoyunu istismar etmektedirler. Kullandıkları argüman “Müslüman Türkler Hristiyan Ermenileri geçmişte öldürdüler, şimdi de öldürüyorlar” şeklindedir. Onların düşmanlığı sadece Azerbaycan’a değil aynı zamanda Türkiye’ye karşıdır.

Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen, Azerbaycan’ın güçlenmesini de istemez. Bu durum ABD, Avrupa ve Rusya’yı aynı hedefte buluşturmuştur. Amaçları bu bölgede sürekli sorunlarla boğuşarak güç kaybetmemizdir.

SONUÇ OLARAK

Tarihte Osmanlı Devleti’ni yıkmak için Ermeniler kullanılmıştı. Kurtuluş Savaşımız sırasında hem Doğu’da hem Güney’de Ermeniler kullanılmıştı. Azerbaycan’ın her başkaldırışında yine Ermeniler kullanılmıştı.  Ermenistan-Azerbaycan sorununu tarihi yönleri ve emperyalistlerin amaçları doğrultusunda değerlendirdiğimizde bu sorunun Ermenileri kullanan sömürgeci emperyalistlerle Türkler arasında yaşandığını görmeliyiz. Türkiye, Azerbaycan’ı bağımsız olduğundan bu yana hep desteklemiş, bağımsız Azerbaycan’ın batıya açılan penceresi olmuştur. Dağlık Karabağ sorununda da şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında olmalıyız. Çünkü bu mesele yalnız Azerbaycan’ın değil Türklerin meselesidir

akpilicreklam

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

karsupetrol

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL