24 Ocak 2021 TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 152.758
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 5.856
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 144
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 5.811
Yazarlar

Öğretmenler Günü ve düşündürdükleri

Değerli okurlar, her yıl 24 Kasım’da öğretmenler gününü kutlarız. Harf İnkılabının ardından gerçekleştirilen okuma yazma seferberliğinde Millet Mekteplerinin Başöğretmenliğini Atatürk’ün kabul ettiği 24 Kasım 1928’in yıldönümleridir öğretmenler günü. Başöğretmen Atatürk..

Öğretmenler Günü ve düşündürdükleri
mntyapi

Değerli okurlar, her yıl 24 Kasım’da öğretmenler gününü kutlarız. Harf İnkılabının ardından gerçekleştirilen okuma yazma seferberliğinde Millet Mekteplerinin Başöğretmenliğini Atatürk’ün kabul ettiği 24 Kasım 1928’in yıldönümleridir öğretmenler günü.

Başöğretmen Atatürk öğretmenlik mesleğine büyük önem vermiştir. Bir konuşmasında bu önemi şöyle açıklar:

“Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.  Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır.”

Eğitiminin toplumu aktif ve pasif yapmak gibi önemli bir etkisi vardır. Araştıran, düşünen ve aklıyla karar veren insanların oluşturduğu toplumlar bazen yöneticiler ve çıkar çevreleri tarafından tehlikeli görülürler. O zaman eğitimi; itaatkar, yöneticiye sadık ve günlük ihtiyaçlarını giderebilecek kadar aklını kullanan birey yetiştirecek şekilde dizayn ederler. Öyle toplumlarda eğitimle birlikte başta kültürel değerler olmak üzere her alanda deformasyon başlar.

Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” ve “Millî Eğitim Bakanı olarak millî kültürü yükseltmeye çalışmak, en büyük emelimdir.” ifadeleri Cumhuriyet döneminde bu konuya verilen önemi göstermektedir.

Türk eğitim tarihinde doğrudan eğitim alanında görüşleri bilinen ilk düşünür Farabi’dir. Kendisi Aristo’dan sonra ikinci öğretmen (muallimi sani) olarak tanınır. 870-950 yılları arasında yaşayan bu düşünürümüze göre 3 grup eğitici vardır. Bunlar “aile reisi”, “öğretmen” ve “devlet başkanı”dır. Aile reisi aile fertlerinin, öğretmen çocuk ve gençlerin, devlet başkanı ise milletin eğitimcisi olmalıdır.  Atatürk, Farabi’nin tarif ettiği gibi bir devlet başkanıydı. Farabi, devlet başkanının milletinin eğitimcisi olması gerektiğini, onun öğrenme ve öğretmeyi sevmesini, her şeyi kolayca öğretmesini bilmesi gerektiğini söylemişti. İşte Atatürk, tarihimizde pek çok yöneticinin ihmal ettiği bu eğitimcilik görevini en iyi biçimde üstlenmiş, daha sonraki devlet adamlarına da örnek olmuştur. O, yiğitliğini, zaferlerini, devrimlerini anlatan bir şiir yazan Behçet Kemal Çağlar’a: “Olmamış”, der; “benim asıl bir niteliğim var ki onu hiç yazmamışsın. Benim asıl kişiliğim öğretmenliğimdir; ben milletimin öğretmeniyim, bunu yazmamışsın!”

Toplumda her birey eğitimci rolünü bilmeli ona göre davranışlar geliştirmelidir.

ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE DÜŞÜNÜLMESİ GEREKENLER:

Hz.Ali “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyor.  Atatürk de diyor ki; “Arkadaşlar, asker ordusuyla irfan ordusu arasındaki benzeyiş ve uygunluğu belirtmiş olmak için şunu da ilâve edeyim: Kıymetli bir eserde ordunun ruhu, subaylar heyeti ve komuta heyetidir deniliyor. Gerçekten böyledir. Bir ordunun kıymeti subaylar ve komuta heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmen hanımlar ve öğretmen beyler, sizler de bilgi ve anlayış ordusunun subaylar ve komuta heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir.”  

Yani dünyamız da ahiretimiz de öğretmenlerimize bağlı. Bu doğrultuda öğretmenlerimiz güzel bir gelecek için gerekli bilgi ve anlayışla donanımlı olmalı ve kendilerini sürekli geliştirmeliler ki eserleri olan gençlik gerçekten kıymetli olsun.

Fakat durum öyle mi?

Pazarda limon satan öğretmenler ve limon satmaya razı olup onu bile bulamayan atanamayan öğretmen adayları. Bu durum içimizi acıtıyor. Karşımızda öğrencilerimiz hepsi pırıl pırıl öğretmen olma hayaliyle gelmişler, 4 sene hem devlete hem ailelerine o kadar yük olmuşlar, ömürlerinden 4 yıl geçmiş. Sonra birkaç tanesinden atandı haberi gelince mutlu oluyoruz. Çoğunluk atanamıyor yıllarını bir umut sınavdan sınava geçirenler, psikolojileri bozulanlar…

Evet, öğretmen idealist olmalı, sıkıntılardan kaçmamalı, yurdun her tarafına gidip geleceğimiz olan çocuklarımızla, gençlerimizle kucaklaşmalı.  Fakat her şey de öğretmenden beklenmemeli.

1-Öğretmen toplumda saygın bir yer almalı. Bunun için ekonomik anlamda sorunlarının çözülmesi gerekli.

2- Her yerde öğretmen yetiştiren okullar açılmamalı. Fazla olanlar kapatılmalı. Eğitim fakültelerine ihtiyaç kadar öğrenci alınmalı. İhtiyacın çok üstünde öğrenci alınması sonucu mezunlar işsiz kalmaktadır. Bu durum üniversite sınavında eğitim fakültelerini seçen öğrencilerin yüzdelik dilimini çok aşağılara indirmektedir. Öğrencilerimizin çoğu son sıralardaki tercihlerine girmiş oluyor ki bu da başka yere giremeyenler öğretmenliği seçiyor anlamına geliyor.

3 Öğretmenliğin en değerli mesleklerden biri olduğu, öğretmenlere diğer önemli görülen mesleklere sunulan imkânlar sağlanarak gösterilmeli. Böylece öğretmenlerin mesleklerine ve öğrencilerine odaklanması mümkün olur.

4- Eğitimin her kademesinde eğitim öğretim programları çağa uygun ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte olmalı. Eğitim fakültelerinde de daha yetkin öğretmen yetiştirecek şekilde yapılanmaya gidilmelidir.

Bu düşüncelerle sevgili meslektaşlarımın öğretmenler gününü kutlar, saygı ve sevgilerimi sunarım.

akpilicreklam

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

karsupetrol
semmakbolu

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL